bookofthedead

ÖLÜLER KİTABI 

Ölüler Kitabı, Eski Mısır mezar yazıtlarının modern ismidir. Yaklaşık MÖ 50 yıllarında Yeni Krallık zamanı başından itibaren kullanılmaya başlamıştır. Yazıların orijinal Mısırca adı “rw nw prt m hrw “dir. Türkçesi ise “Günden Dışarı Gidenler”dir.

Bir diğer anlamı ise “Işığın içine doğru yükselenin Kitabı”dır. Metinler, Duat yoluyla ölü birinin yolculuğuna yardımı amaçlayan bir dizi büyü içermektedir. Ölümden sonraki yaşama dair her şeyi barındırmaktadır.

Ölüler Kitabı, erken dönem Piramit Metinleri ve Tabut Metinleri içeren cenaze metinlerinin geleneksel bir parçası oldu ve papirüsler üzerine yapıldı. Büyülerden bazıları bu eski eserlerden yapılmıştır ve bu MÖ 3000 yıllık bir zamandır.

Diğer büyüler ise Mısır tarihinde sonradan oluşturulmuştur. Bu da III. Ara Periyot zamanı MÖ 11 – 7 yy’lar arasıdır. Yapılan bir dizi büyüler, lahitlere ve mezar duvarlarına yazılarak devam etti. Bu Kitap, her büyünün baz aldığı bir kitap olmuştu. Ölüler Kitabı, ölenin odasına veya tabutuna da yerleştirilirdi.

Ölüler Kitabı kurallı ya da tek değildi. Şu an hayatta kalan sayfalara baktığımızda değişken büyü metinleri ve değişken resimler içerdiğini görebiliriz. Bazı insanların Ölüler Kitabı’nın kopyalarını kendileri hazırlatmış görünmektedir. Belki de yaşamdan sonraki zamanlar için içlerinden en kuvvetli büyüleri seçmişlerdi. Ölüler Kitabı, en yaygın olarak papirüs üzerinde hiyeroglif ve hieratic şekilde yazılmış ve sıklıkla da ölümden sonraki yaşamı anlatan kısa hikayelerin tasvir edildiği de görülmektedir.

Ölüler Kitabı’ndaki büyüler, ölüm ve ahiret hakkındaki Mısır inançlarını net bir şekilde tasvir etmektedir. Ölüler Kitabı, Mısır inançları hakkında her şeyi bulunabileceğimiz tek ve ender bir kitaptır.

800px-Totenbuch

Ölüler Kitabı’nın Gelişimi 

Ölüler Kitabı, Eski Krallık’tan kalma el yazması cenaze törenlerinin geleneğinden gelişmişti. İlk cenaze yazıtları, Piramit Yazıtlarıdır. Bunun ilk kullanımı da, MÖ 2400 yılında V. Hanedanlık ’tan Kral Unas Piramidi’ndedir.

Bu metinler, piramidin içindeki defin odalarının duvarlarına yazılmıştır. Piramit Metinleri alışılmadık bir hiyeroglifle yazılmıştır. Hiyerogliflerin çoğu insan ve hayvan şeklinde, tamamlanmamış ya da parçalanmış şekildedir. Büyük olasılıkla ölen firavuna zarar vermemek için böyle yapıldığı düşünülüyor.

Piramit Metinleri’nin amacı, ölen kralın tanrılar arasında yerini almasına yardım etmekti. Özellikle de onun ilahi babası Ra ile birleşmesine yardımcı olmaktı. Bu zamanda ölümden sonraki yaşam, Ölüler Kitabı’ndaki yeraltı yerine, gökyüzünde olarak görüldü. Eski Krallık’ın sonuna doğru Piramit Metinleri, özel kraliyete ait olmaktan çıkmış, bölgesel valiler ve üst düzey yetkililer tarafından da benimsenmiştir.

bookdead2

Orta Krallık zamanında, yeni bir cenaze metni olan Tabut Metinleri ortaya çıkmıştır. Tabut Metinleri dilin yeni bir versiyonu, yeni büyüler ve ilk kez yeni çizimler içermekteydi. Tabut Metinleri, sıklıkla tabutların iç yüzeylerine yazılmıştır. Bazen de papirüs üzerine veya mezar duvarlarında da görülmüştür. Tabut Metinleri, varlıklı özel kişiler içindi.

Ölüler Kitabı ilk kez MÖ 1700 civarında II. Ara Periyot’un başlarında Thebes’te geliştirilmişti. Ölüler Kitabı’nda yapılan büyülerden ilk bilineni XIII Hanedanlık zamanı Kraliçe Mentuhotep’in mezarında görülmüştür. Yeni büyüler de, Piramit Metinleri ve Tabut Metinleri arasına alındı. Bu zamandaki büyülerden bazılarının eski kökenli olduğu iddia edilmektedir. Kral Menkaure zamanının Prensi Hordjedef tarafından keşfedilmişti. Yüzlerce yıl arkeolojik kayıtlara tanıklık etmiştir.

XVII. Hanedanlık zamanında Ölüler Kitabı, sadece kraliyet ailesi üyeleri için değil herkes içinde yaygın olmuştu. Fakat en yaygını saray mensupları ve zenginler tarafından yapılırdı. Bu aşamada büyüler genellikle ölünün sarılı olduğu keten üzerine yazılırdı. Bazen de papirüsler ve tabut üzerlerinde de bu büyüler görülürdü.

Yeni Krallık zamanında Ölüler Kitabı’nın geliştirilmesi ve yazılması daha da yaygınlaştı. Meşhur 125. Büyü olan “   Kalbin tartılması”, MÖ 1475 yıllarında Tutmose III ve Hatshepsut’un saltanatından kalma ilk bilinenidir. Bu periyottan itibaren Ölüler Kitabı genellikle papirüs parşömenleri üzerine yazılmış ve metinler süslerle gösterilmiştir. Özellikle XIX. Hanedanlık sırasında, bu süsler için büyük pahalar ödenmiştir.

III. Ara Periyot zamanında Ölüler Kitabı’nda, geleneksel hiyeroglifin yanı sıra hieratik yazı şekli görülmeye başlanmıştır. Hieratik yazılan parşömenler bunun ucuz versiyonuydu. Başlangıçtaki tek bir süsleme eksik ve papirüsler küçük olurdu. Aynı zamanda bir çok definde, örneğin Amduat için ek mezar metinleri kullanılmıştı.

XXV ve XXVI. Hanedanlık zamanlarında Ölüler Kitabı güncellenmiş, gözden geçirilmiş ve standartlaştırılmıştır. Büyüler sıralandırılmış ve numaralandırılmıştı. Bu standartlaştırılmış versiyonu bugün “Saite Düzeltilmiş Metni” olarak bilinir. Geç Periyot ve Ptolemaic Periyot zamanında Ölüler Kitabı, Saite Düzeltilmiş Metni’ne sadık kaldı ama giderek Ptolemaic Periyot sonlarına doğru kısaltıldı. Yeni mezar metinleri ortaya çıktı, Nefes Kitabı ve Sonsuzluğun Hareketi Kitabı gibi. Ölüler Kitabı’nın son kullanımı MÖ 1. yy’ da oldu. Oradan alınan bazı sanatsal motifler, Roma dönemlerinde kullanılmıştı.

bookofdead2

 Büyüler

Ölüler Kitabı, bireysel metinler ve beraberindeki çizimlerden ve süslemelerden oluşmaktadır. Çoğu alt metinler “ro” kelimesi ile başlamaktadır. Ağız, anlamına gelebilir. Kitabın bazı bölümlerinde ise söyleyiş, sözler, büyü anlamlarına da gelmektedir. Bu belirsizlik, Mısırda ’ki büyülü güç ve ritüel konuşma arasındaki benzerliği göstermektedir. Ölüler Kitabı’nda “büyü” ve “bölüm” olarak çevrilmiştir. Bu durumda “büyü” terimini olarak kullanmak daha akla yatkın gelmektedir.

Şu anda 192 büyü olduğu bilinmektedir. Bunların hepsi de bir tek el yazmasındadır. Bunlar çeşitli amaçlara hizmet etmektedir. Bazıları, ölenler için ahiret hakkında mistik bilgiler vermektedir. Belki de tanrılarla birlikte tanımlanmış da olabilir. Örneğin Büyü 17, tanrı Atum’u bilinmeyen, karanlık ve uzun bir açıklamayla anlatır.

Diğerleri, ölünün farklı unsurlarını bir araya getirmek için korunmuş ve tekrar düzenlenmiş ve onun kontrol etmek için kullanılmıştır. Diğerleri, çeşitli düşmanlardan ölüyü korumak ve yeraltındaki çeşitli engellerde ölüye yardım etmek için kullanılırdı. En ünlü iki büyü de, ölünün Kalp Ağırlığı’nın yargılanması esnasında kullanılanıdır.

6 ve 126. büyüler kalple ilgili olanlardır ve bok böcekleri üzerine yazılıdır.

Ölüler Kitabı’ndaki resim ve yazılar, büyünün yanı sıra dinidir. Büyü artık tanrılara dua etmek gibi meşru bir hal almıştı. Hatta sihir, tanrıların kendisini kontrol etmesi için de bir araçtı. Gerçekten de, Eski Mısırlılar’da büyü ve dini uygulamalar arasında çok az bir fark vardı.

Sihir (heka) kavramı, yazılı kelimeler ve konuşmalarla yakından bağlantılıydı. Konuşma eylemi, yaratılış eyleminin ritüel bir formülüydü. Sihirlerin büyülü gücü, kelimelere yazılarak genişletilmişti. Bu yüzden hiyeroglif yazıya başlandı. Hiyeroglif yazıyı bulan ise tanrı Thot’tu. Hiyeroglifler ile kendilerini daha güçlü hissediyorlardı. Bir büyünün bütün gücü, yazılı kelimelere aktarılırdı.

Bu yazılar kısa bile olsa doğru kabul edilmişti. Mısırlılar da bir şeyin adının onlara güç verdiğine inanıyorlardı. Ölümden sonra karşılaşacakları çoğu varlıkların mistik isimlerini sahiplenmişlerdi.

Ölüler Kitabı’ndaki büyüler, çeşitli büyü teknikleri kullanılarak yapılmıştı ve biz bunları Mısırlıların yaşamlarının birçok yerinde görebilmekteyiz. Büyülerin bir kısmı muskalar içindi ve ölüyü kötülüklerden korurdu. Bu büyülü muskalar çoğu mumyanın sargı bezinin içinden de çıkmıştır.

Her gün, çok sayıda sihirli muska kullanılmıştır. Diğer öğeler, mezarda vücutla doğrudan temas halindeydi. Genellikle baş kısmında bulunurdu. Bu öğelerinde büyülü olduğu bilinmektedir. Büyülerin bir kısmı da Mısır rölyeflerinde gördüğümüz kadarıyla, tükürüğün sağlık üzerindeki büyülü gücünü göstermektedir.

bookofthedeadpapyrus

Organizasyon

Ölüler Kitabı tek ve eşsiz bir eserdir. Mevcut metinlerin tamamında çizilmiş büyülerin farklı bir karışımını içermektedir. Ölüler Kitabı’nın tarihte bir yapısı ve düzeni yoktu. 1967 yılında Paul Barguet’in öncü çalışmalarıyla metinler arası ortak temalarla, Mısır bilimciler hiçbirinin içyapısı olmadığı kanısına varmışlardır. Sadece Saite zamanından (XXVI. Hanedanlık) itibaren bir düzenleme yapıldığı görülmüştür.

Saite zamanındaki Ölüler Kitabı, dört bölüme ayrılmıştı:

Bölüm 1-16: Ölünün mezara girişi, yeraltına inişi, vücut hareketlerine ve konuşma yetilerine kavuşur.

Bölüm 17-63: Tanrılar ve yerlerinin mitsel kökenlerini açıklar. Böylece ölünün tekrar yaşaması ve sabah güneşi gibi tekrar doğması anlatılır.

Bölüm 64-129: Ölünün, kutsal bir ölü gibi gökyüzünde güneş sandığı içindeki seyahatini anlatır. Akşamları, Osiris’in karşısına yeraltında çıkacaktır.

Bölüm 130-189: Ölü, tanrılardan birinin gücünü alıp evrende güçlü olur. Bu bölüm ayrıca koruyucu muska bölümlerini, gıda saklanmasını ve önemli yerleri içermektedir.

bookofthedeadspells

Ölüm ve Sonrası Kavramları

Bunlardan ilki korumadır. Ölümün bir yönü, çeşitli kheperunun dağılması veya varlık modudur. Cenaze ritüelleri bu farklı yönlerle yeniden düzenlenmişti. Mumyalama, sah içine fiziksel vücudu dönüştürmek ve koruma hizmetiydi ve ilahi yönleriyle idealize edilmişti. Ölüler Kitabı’ndaki büyüler, ölünün bedeninin hazırlamayı amaçlardı. Bu mumyalama işlemlerinin de anlattığı ve buradan öğrenildiği de sanılmaktadır.

Kalp, zeka ve hafıza dahil varlığımızın bir yönü olarak kabul edilmiş ve büyülerle korunmuştu. Vücudun değişimini sağlamak için mücevherli kalp skarabları ile gömmek yaygındı.

Ka, yaşam gücü, ölü bedenle mezarda kalır ve ölüye gerekli olan yemek, su ve tütsü sağlardı. Böyle durumlarda rahipler ve yakınları bunları sunmada başarısızdı. Büyü 105’te Ka’nın memnuniyeti sağlanmıştı. Ölü kişinin ismi, bireysellikle oluşturulmuş ve bunların devamlı varlığı için gerekli olan ve Ölüler Kitabı boyunca birçok yerde yazılmıştı. Büyü 25’te ölünün kendi adının hatırlatılması sağlanmaktadır.

Ba, ölünün serbest değişimli ruh yönü oldu. Ba, insan başlı kuş olarak tanımlandı. Mezardan dünyaya “ belirtilen günde gitmek” olarak tanımlanabilir. 61. ve 89. büyülerler de onu korurlardı.

Sonunda, ölü 91. 92. ve 188. büyülerle korunarak kapatılırdı. Böylece ölü tüm yönleriyle korunmuş, doyurulmuş olurdu. Daha sonra ölü kişi akh formunda yaşayacaktı. Bir aka, çeşitli güçlere sahip, tanrılar arasında bekleyen kutsal bir ruh oldu.

Egypt_bookofthedead

Ölüler Kitabı’nın Çoğaltılması

Ölüler Kitabı, katipler tarafından sipariş usulü çoğaltılırdı. Bu pahalı bir işlemdi. Bir kaynak, bir gümüş deben olarak, Ölüler Kitabı papirüs fiyatını göstermiştir. Bu fiyatta bir işçinin yıllık ücretinin yarısına tekabül etmekteydi. Görüldüğü üzere papirüs pahalı bir şeydi. Yeniden yazılabilir parşömenler oluşturulurken, günlük belgelerde yeniden kullanımının birçok örneği vardır. Bu yüzden Ölüler Kitabı, ikinci el papirüslere yazılmıştı.

Ölüler Kitabı’nın birçok sahibi elit zenginlerden oluşmaktaydı. Başlarda bu kitap sadece kraliyet ailesi için ayrılmıştı. Fakat sonraki papirüslerde memurlar, rahipler ve katiplerin mezarlarında da bulunmuştur. Çoğu sahibi de erkeklerdi. Eşlerinin de dahil olduğu kısa hikayeler de içermekteydi. Ölüler Kitabı tarihinin başlarına doğru, her bir kadın için erkeğe ait 10 kopyası vardı. Ancak III. Ara Periyot zamanında kadın için 2/3 olarak belirlendi. Son Periyot ve Ptolemaik Periyot zamanında ise kadın ancak 1/3’üne sahip olabildi.

Ölüler Kitabı’nın boyutları çok farklı olabilirdi. En kısası 1 metreyken, en uzunu 40 metre civarıydı. Papirüs yapraklarının birleşmesiyle 15 cm – 45 cm genişliğinde oldu. Ölüler Kitabı’nda çalışan din bilginleri, diğer metinlere nazaran bu metinler üzerinde daha özenli çalışırlardı. “peret em heru” kelimesi veya “belli gün geliyor” kelimesi bazen arka tarafta görüldü. Belki de bu bir etiket olarak kullanıldı.

papyrusofani

Kitaplar genellikle mezar atölyelerinde prefabrik olarak imal edildi. Ölenin adının sonradan yazılması için isim alanı boş bırakıldı. Örneğin Ani Papirüsü’nde “Ani” ismi, sütunun altında veya üstünde görülmektedir. Yazı bloğundan ona ait değerlendirme tablosu vardır. Yazının geri kalanında ise bu isim farklı bir el yazması ile görülmektedir. Bazı yerlerde yanlış yazılmasının sebebi ise ihmaldir.

Yeni Krallık yazılarında Ölüler Kitabı, tipik hiyerogliflerle yazılmıştır ve bu yazmalar da sıklıkla soldan sağa yazılmış olup bazen de sağdan sola doğru yazılmıştı. Hiyeroglifler sıralamalarda siyah bir çizgi ile ayrılmıştı. Benzer düzenlemeler mezarlar ve tapınak duvarları üzerine de oyulmuştur. Çizimler yukarıda, aşağıda, ya da sütunlar arasındaki metinler arasına yerleştirilmiştir. En geniş çizimler, papirüsün bir sayfası kadardı.

XXI. Hanedanlık’tan sonrasında, Ölüler Kitabı’nın çoğu kopyaları hieratik yazı sitilinde bulunmuştur. Kaligrafi, Yeni Krallık el yazmalarına benzemektedir. Metinler geniş sütunlar arasına yatay çizgilerle yazılmıştır. Bazen, Ölüler Kitabı’ndaki hiyeroglif yazılar, hieratik olarak da karşımıza çıkar.

Ölüler Kitabı’ndaki metinler, siyah ve kırmızı mürekkeple yazılmıştır. Bu metinler bir düzene bakılmaksızın hiyeroglif veya hieratik şekillerde yazılmıştır. Çoğunlukla bu metinler siyahtır, kırmızı mürekkep ise büyü başlıklarında, büyülerin açılış ve kapanış bölümlerinde, ritüellerdeki büyülerin doğru kullanımı için kullanılmıştı. Ayrıca şeytan Apep gibi tehlikeli yaratıkların isimleri için de kullanılmıştır. Siyah mürekkep karbon tabanlıydı, kırmızı mürekkep ise hardal sarısıydı. Her iki durumda da suyla karıştırılırdı.

Vinyetlerin stili ve nitelikleri Ölüler Kitabı’nda büyük farklılıklar göstermektedir. Bazıları lüks renkler içerirdi. Hatta altın varaklı olanları bile vardı. Diğerleri sadece çizim içermekteydi. Sadece başlangıçta bir illüstrasyon olurdu.

Ölüler Kitabı papirüsü, genellikle birkaç farklı din bilginleri ve sanatçıların çalışmasıydı. Her biri belirli bir el yazması kullandığından yazıları yazanların tespiti mümkündü. Metin ve şekiller, farklı din bilginleri tarafından üretilirdi. Metin tamamlandığında bir dizi Kitap vardı fakat çizimler boş bırakılmıştı.

funerary

Ölüler Kitabı’nın Keşfi, Korunması, Çeviri İşlemi ve Yorumlanması

Ölüler Kitabı’nın varlığını Orta Çağ gibi erken dönem olduğunu biliyoruz. Mezarlarda bulunduğundan bu yana, açıkça dini doğal bir belge oldu. Ölüler Kitabı zamanının İncil’i Tevrat’ı gibi olmuştu.

Ölüler Kitabı’nın 1805 yılında, ilk modern kopyası üretildi. Napolyon’un Mısır seferindeki personelleri tarafından Description de L’Egypte olarak üretildi. 1822 yılında, Jean Francois Champollion hiyeroglif yazıları çevirmeye başladı. Ölüler Kitabı papirüsünün bazı parçalarını inceledi ve onları bir mezar ritüeli olarak tanımladı.

1842 yılında Karl Richard Lepsius, Ptolemaik döneme ait bir el yazmasının çevirisini yayınladı ve buna Ölüler Kitabı ismini verdi. Büyü numaralama sistemini tanıttı ve hala da kullanılmaktadır. 165 farklı büyü tanımlamıştır. Lepsius, Ölüler Kitabı’nın karşılaştırmalı baskısı fikrini teşvik etmişti. Bu proje Edouard Naville tarafından 1875 yılında başlanmış, 1886 yılında tamamlanarak yapılmıştır. 186 büyünün her biri için tek tek çalıştı ve üç cilt oluşturdu. Her büyünün metin çeşitleri ve yorumları üzerine de çalıştı. 1876 yılında, Samuel Birch Britisih Müzesi’nde Nebseny papirüsünün fotoğrafik bir kopyasını yayınladı.

British Müzesi’nde Birch’ten sonra gelen E.A. Wallis Budge’ın çalışması hala geniş şekilde devam ediyor. Hiyeroglif sürümleri, İngilizce çevirilerinin her ikisi üzerinde çalışmaktadır. Daha güncel İngilizce çevirileri ise 1972 ve 1974 yıllarında yayımlanmıştı. T.G.Allen ve Raymond O. Faulkner tarafından yayımlandı. Daha üzerine yapılan çalışmalarla Ölüler Kitabı’ndaki büyü adedi 192’lere kadar çıkmıştır.

Ölüler Kitabı üzerindeki çalışmalar, uzun hiyerogliflerin kopyalanması sebebiyle zorlaşmıştı. Başlangıçta kağıt veya kamera yardımıyla manuel olarak kopyalanmıştı.

19.yy ortalarında, hiyeroglif fontlar ortaya çıkınca çok daha uygun olarak elyazması taşbaskılar çoğaltıldı. Günümüzde hiyeroglif masaüstü yayıncılık ve yazılımlar, dijital baskı teknolojisi ile Ölüler Kitabı daha net ve belirgin şekilde yayımlandı. Dünyadaki müzelere büyük bir kaynak olarak da dağıtıldı.