Eski Mısır’da Tarım ve Hayvancılık


Nil Nehri

Eski Mısırlılar genellikle Nil Nehri çevresinde yaşamaktaydılar. Nil’den topraklarına sulama yapmak için kanallar oluşturmuşlar ve Nil Nehri’ni ikiye ayırmışlardır: Nil Havzası ve Kırmızı Bölge. Nil Havzası kuşlar ve vahşi doğa için çok zengin bir bölgeydi. Kırmızı Bölge ise su ve yaşam bakımından oldukça fakirdi.


Nil’den bir kanal

Nil’in doğal yapısına göre belli zamanlarda su baskını olur ve bu sular topraklara ulaşarak ürünlerin sulanmasında yardımcı olurdu. Belli bir süre sonra da bu su tekrar yerine çekilirdi. Bu su insan yapısı olan kanalları ve havzaları doldurur, gelecek yıla kadar olan sürede mahsul için bu su kullanılırdı. Bu taşkın aşağı yukarı yirmi inç civarındaysa normaldi. Daha fazla taşma olursa Mısır’ın zirai ekonomisine büyük zarar verirdi. Bu değişkenlik yüzünden Mısırlılar ürünlerinin çoğunu Nil vadisinin aşağı bölümünde yetiştirirlerdi. Bazı bölümlerine de taşmayı engellemek için setler oluşturmuşlardı.


Evcilleştirilmiş arı, sığır, köpek ve at

Zirai üretim, Eski Mısır beslenmesinin tek dayanağıydı. Nil ekili zaman zarfında balık akışını da içerilere aktarırdı. Balıklar, su kuşları ve sığırlar, Mısırlılar tarafından korunurdu. Ayrıca gelen kaz sürüsü, beslenmeleri için yumurta sağlar ve bu kazların et ve yağından faydalanılırdı. Kümes hayvanları Ramses zamanına kadar görünmedi. Bu hayvanlar sadece çok izole edilmiş bölgelerdeydi. Mısırlılar bazı hayvanları evcilleştirmeyi denediler: Ceylanlar, sırtlanlar ve turnalar gibi. Sığırlar, Eski Mısırlıların başlıca gıdasıydı. Mısırlılar bu zamanlarda, Nil geri çekildiğinde bu bölgede sığırlar için otlama yerleri yapmışlardır. Ancak taşma esnasında, sığırlar taşma bölgelerinin en yüksek yerlerine götürülmüştür ve önceki yıllarda toplanmış mahsulle beslenmiştir.


Eski Mısır’da hayvancılık ve tarım sahneleri

Mısırlıların ağaç mahsulleri ve sebzelerden bir sıkıntısı yoktu. Hayvan ve balık ürünleri az derecedeydi. Mısırlılar arpa, buğday, fasulye, nohut, keten ve diğer sebzelerden ekmişlerdir. Tahıl ürünleri de yetiştirmişler fakat çoğunu kendi tüketimleri için değil, hayvanları beslemek için de ekmişlerdir. Mısırlılar için değerli bir üründe yağ’dır. İşçilere çoğu zaman emekleri karşılığı yağ verilirdi. O derece kıymetli bir üründü. Ayrıca ketenyağı ve susam yağı da kullanılan yağ çeşitlerindendi. Susamyağı Yeni Krallık zamanında ekilmiştir. Helenistik Periyot’tan sonra çok çok önemli ve değerli bir ürün konumuna gelmiştir.

Çiftçilik ve Araçlar:

Eski Mısırlılar öldükten sonra bir yargılama olacağına, ölümsüz hayata gitmeden üç soru sorulacağına inanırlardı. Onlar yemin ederleri: Adam öldürmeyeceğine, hırsızlık yapmayacağına ve dünya üzerinde bir yere baraj yaptıracağına. Bu Mısır sulamasına karşı bir olay değil tamamen suları yeterli kullanmaya ve depolamaya yönelik bir yapıydı. Suyun her bir damlası boşa gitmemesi için çok sıkı önemleler alınmıştı.


Aswan Barajı

İlk Mısırlı çiftçiler, Nil’in doğal olarak taşıp, ürünlerini sulamasını beklerlerdi. Ancak MÖ. 5.yy’ın ilk zamanlarında, bu büyük nehri kontrol etmek için çözüm arayışları başlamıştı. Bu sayede, dünyadaki ilk sulama sistemini icat etmişlerdir. Kazmalarla, Nil’den taşan sıuları uzak mesafelere taşımışlardır. Mısır hükümetinin ilk memur sınıflarından birisi de bu sayede Kanal Kazıyıcılar olmuştu. Sonraları suyu kullanmak ve korumak için rezervuarlar inşa etmişlerdir. Mısır’daki ilk rezervuar, dünyadaki ilk rezervuar, Fayum’da çölün biraz alt kısmında bulunmaktadır. Taşma zamanlarında Fayum bir göle dönmüştür. Mısırlılar, Fayum’un çevresine yaklaşık 20 mil kadar set çekmişlerdi. Kapıları açınca içeride biriken su, kanallar yardımıyla ekili bölgelere ulaştırıldı. Barajların üstü düzleştirilmiş ve yol gibi kullanılmıştı.


Eski Mısır’da su taşımacılığı

Eski çiftçiler, kanaldan arazilere su taşımak için bir icatta bulunmuşlardı. MÖ 16. yy’dan önce bazı araziler sürekli sulanmıştır. Bu uzun dengeli direk, yatay ve ağaçtan yapılmış bir şey üzerindeydi. Bu direğin bir tarafı yüksekte diğer tarafında da kova vardı.


Eski Mısır’da saban

Bazı tarihçiler, Mısırlıların tarihte ilk saban süren insanlar olduklarına inanırlar. İlk zaman mezar boyamalarında, yay şeklinde bir sopa gösterilir ve yerde sürüklenmiş şekilde resmedilmiştir. Sonraları insanoğlu sabana koşmaya başladı. Bir duvar boyamasında, dört kişi bir aleti çeker şekilde resmedilmiştir. MÖ 2000’li yıllarda, ağır işlerde öküz kullanılmaya başlanmıştır. Bu ilk hayvan boynuzlarını kullanarak, hayvanlarla saban yapma işlemidir. Böylece hayvanın nefes almasını da engellememek için bir tasma da icat edilmiş ve saban işlemi bu tasmaya bağlanarak yapılmıştır.

Bir diğer toprak sürme yolu da çapalamaktı fakat bu çok yorucu bir işlemdi. Boynunda bir sepet ve çapaladıklarını bu sepete koyardı. Bu görüldüğü üzere zor olduğundan saban sürme olayı tercih edilirdi. Öküzden başka, domuz ve koyun da kullanılırdı.

Hasat zamanı işçiler için zor geçerdi. İşçiler gündoğumundan batımına kadar çalışırlardı. Ara sıra yemek ve içmek için dinlenirlerdi. Başlarında bir şef olur ve bütün işçileri denetlerdi. Hasat sonunda yapılan ödeme genellikle, bir günde yapılan hasattan elde edilen tahıl miktarına göre belirlenirdi.


Buğday toplarken bir sahne

Buğday hasadı, ağaçtan yapılan taş oraklar kullanılarak yapılırdı. Kadınlarda arkalarında ürünleri demetleyip sepetlere koyardı. Ürünlerin hasadı bitip harman yerine nakli için insan ve eşekler kullanılırdı. Genellikle de iki erkek taşırdı. Bir ağaçtan iskeleti beş metre uzunlukta sırığa bağlayıp çekerek taşırlardı. Harman yeri çok dikkatlice temizlenir ve demetler kalın bir halının içine konurdu. Ürünlerin kabuğundan çekirdeği çıkarıp ezmek için erkekler bir kırbaç kullanırlardı. Koyun ve sığırlar da çatıda beklerdi. Mısır’da en çok yetişen buğday ilk sırayı alırdı. Kalan samanını süpürge yardımıyla ortadan kaldırırlar, buğday ağaç bir kepçe yardımıyla havada savrulup ayıklanırdı. tahıl siloları duvarlarla çevrelendirilmişti. Siloların içi plasterli dışı da badanalıydı. Tahılları depolamak amacıyla işçiler, zirvenin tepesindeki  küçük pencereye merdivenle çıkarlardı. İçeriden küçük bir kapıyla tahıllar içeriden çıkarılabilirdi.

Katipler hasadı ölçer ve tabletlere yazarlardı. Bir araştırmacı sahayı ölçer, iple çevirir ve tahıl borcunu hesaplar, vergi sistemi gibi. Mısırlı katipler alan hesaplama da ve vergi hesaplama da çok iyiydiler.


Verimlilik Tanrısı Min

Hasat bitince, yılan tanrıça Ranuta’ya teşekkür edilir. Buğdaylar, kümes hayvanları, salatalıklar ve kavunlardan bir demet; ekmek somunları ve meyveler tanrıça Ranuta’ya sunulurdu. Firavun verimlilik tanrısı Min’e büyük bir buğday demetiyle teşekkür eder. Mısır’ın tüm yerel tanrıları da unutulmazdı. Asyut’ta bir büyük buğday demeti, yerel tanrılardan Wapwait’e sunulurdu.

Bütün Mısırlılar tam zamanlı çiftçiydi. Kanallar sayesinde gelen sularla tarlalarda durmaksızın çalışırlardı. Asiller ve katipler okuryazarlıkla üst sınıftaydılar. Çoğu asiller otomatik olarak zirai kültüre karışmışlardı. Çünkü çoğunun tarlası vardı yada kraliyet tarlasını yönetmekle sorumlulardı.