Geb

Shu ve Tefnut’un oğlu olan Geb, aynı zamanda Nut’un ikiz kardeşi ve kocasıdır. Nut ise, Osiris,Isis, Seth ve Nephthys’in babası olan tanrıdır.

Geb, Dünyanın Mısır tanrısıdır ve Heliopolis’teki Dokuzlu Tanrı Grubu’nun da bir üyesidir. Dokuzlu Tanrı Grubu’nda; Atum, Shu, Tefnut, Geb, Nut, Osiris, Isis,Seth ve Nephthys bulunmaktadır. Bu Dokuzlu Grup, bütün tanrıların ortak büyük konsülü gibidir.

Vücudu, yeşil toprak ve yeşilliklerle gösterildiğinden bitkilerin tanrısı gibidir. Dünyada sıklıkla gökyüzü tanrıçası Nut’Un altında yattığı görülmektedir. Gökyüzüne doğru bir diz bükük, bir dirsek yere yaslanarak dağların ve vadilerin temsilcisi olduğunu söyler.

Geb genellikle Atef tacı giymiş ya da kaz eklenmiş insan şeklinde resmedilmiştir. Kaz kutsal bir hayvan ve semboldü. Dünya Tanrısı olduğundan vücudu dünya şeklindeydi ve “Geb’in Evi” denirdi. Havada iken “Shu’nun Evi”, cennette ise “Ra’nın Evi” denmekteydi. Bu sebeplerden Geb sıklıkla Dünyanın üzerine yatmış şekilde resmedilmişti. Bazen de vücudu yeşile boyanmış, bazen de vücudundan yeşil bitkiler çıkmış şekildedir. Depremlerin de, Geb’in kahkaha atmasından olduğuna inanılırdı.

İlahi ve dini kompozisyonlarda sıklıkla tanrıların kabile şefi olarak tasvir edilmişti. Ölüler Kitabı’nda da önemli bir yere sahipti. Bundan dolayı Osiris’in Yargı Salonu’nda ölenlerin kalplerinin tartılması esnasında, bu olayı izleyen tanrılardan birisi olmuştu.

Dini metinler gösteriyor ki Geb için özel bir şehir veya sınır yoktur. Ancak Apollinopolis Magna’daki tapınak arazisinin bir kısmı “Geb’in Aat’ı” olarak bilinir ve Dendera’nın bir adı da “Geb’in çocuklarının evi” olarak bilinmektedir. Heliopolis’te Baş Tanrı olarak kadın meslektaşı Nut ile beraber oturur ve Güneş Tanrısı üstlerinden geçerken onlarda büyük Yumurta’yı üretirlerdi. Eski Mısır’da yumurta yenilik sembolüdür ve halen daha Hristiyanlık’ta Paskalya olarak bilinen yortuda da bu gelenek görülmektedir.

Heliopolis, tanrıların doğum yeriydi ve yaratılma orada başlamıştı. Birkaç papirüste, ilk yaratılma resimlerinin burada olduğu gösterilmiş, Güneş Tanrısı ışınlarıyla dünyaya sirayet etmişti. Bu papirüste Geb önemli bir konuma sahipti. Üzerine uzanmış bir el ile yere yatar vaziyette ve cennet Shu onun tarafına doğru genişletilmiş ve elleriyle onu kaldırıyordu. Üzerinde yıldızlar olan kadın vücudu şeklinde çizilmiş şekildedir ve bu da Tanrıça Nut’tur.

En eski rölyefleri, III. Hanedanlık zamanındaki antromorfik Kral Djoser’in saltanatı zamanında Heliopolis’te bulunmuştur. İlerleyen zamanlarda Geb, koç, boğa ve timsah şeklinde de tasvir edilmişti. Sıklıkla mitolojik olarak yılanların babası olarak da anılmıştı. Gene mitolojide çoğu zaman Mısır’ın ilkel bir kralı olarak da ortaya çıkmaktadır.

Sonuç olarak mitolojik tasvirlerde Geb, yere uzanmış bir erkek olarak gösterilir.