SHU

Shu, ışık ve hava tanrısıydı. Atmosferi ve rüzgârı da kişiselleştirmişti. Işık tanrısı olarak ilkel karanlığı temsil etmiştir. Gece ve gündüzü ayırmak ve ölülerin dünyası ile yaşayanların dünyasını ayırmak için işaret koymuştu. Hava tanrısı olarak dünya ile cennetler arasındaki boşluk olarak temsil edilmiş ve canlılar için yaşam nefesi vermişti. Bir rüzgar tanrısı olarak denizcilerin teknelerine iyi bir rüzgar vermek için çabalardı. Bulutlar onun kemikleri olarak kabul edildi. Ölen ruhların göklere çıkması için bir merdivenle onları destekledi.

Shu, Heliopolis Dokuzlu Tanrı Grubu’nun üyelerinden biriydi. Kendini yaratan tanrı Atum’un tükürüğünden ilk yaratılandı. Tefnut’un kocası ve kardeşi, Nut ve Geb’in babasıydı. Çocuklarının birbirlerine delice aşık oldukları düşünülürdü. Shu müdahale etti ve Nut’u yukarıda tutup oğlu Geb’den ayırdı. Böylece Shu atmosferi yarattı ve yaşamı geliştirmeye izin verdi. Dünyanın dört önemli noktasına ayaklarını yerleştirdi ve buna da “Shu’nun Ayakları” denildi.

Işıkla vücut bulmasına rağmen güneşsel bir yönü de vardı ama kesinlikle bir güneş tanrısı değildi. Ancak güneş tanrısı Ra veya Atum ile yakından ilişkiliydi. Güneş tanrısını yeraltında veya geceleri seyahatlerinde yılan-iblis Apep’ten koruyor sabahları güneşi tekrar hayata getiriyordu.

Ra’dan sonra ikinci ilahi firavun olduğu da düşünülüyordu. Apep yandaşları onun çöküş planını çizmişler ve ilahi firavuna karşı acımasız bir saldırı başlatmışlardı. Shu, Apep’i yenmesine rağmen onun köleleri ahlaksız varlıklarla temasından dolayı o da ağır hasta oldu. Zayıflamış haliyle oğlu Geb’e döndü ve saltanatı oğlu Geb’e bırakarak tahttan çekildi. Shu, güneşi korumak için gökyüzüne çekildi ve Apep ile günlük savaşını sürdürdü. Çoğu koruyucu tanrılar gibi onunda karanlık bir yönü vardı. Ma’at’ın Salonu’nda ölenlerin ruhlarını yargılamaya eşlik etti ve bozulmuş ruhları cezalandırdı.

Shu adının kuruluk (dryness) kelimesinden türetildiği düşünülmektedir. Bazı kaynaklara göre de “O Yükseliyor” anlamına da gelmektedir.

Genellikle elinde asa ve Ankh taşıyan ve başında deve kuşu tüyleri olan başlık takmış bir adam olarak tasvir edilmiştir. Başka bir şekli de tek bir deve kuşlu başlık giyilmiş tasviridir. Bu tasvirle Ma’at’a benzer ve yaşamın nefesini temsil etmektedir. Bazen de kafasına güneş tanrısıyla bağlantısını gösteren bir güneş diski giyer şekilde temsil edilirdi. Yüzü sıklıkla siyaha boyanmıştı. Belki de bu Nubya ile olan bağlantısını temsil ediyor ya da güneş tanrısının tekrar doğma ile ilgili yönünü vurguluyordu. Genellikle Geb’in vücudu üzerine ayakta durur ve kollarını kaldırıp Nut’u destekler şekilde resmedilmişti. Eşi Tefnut ile bağlantılı olduğundan sıklıkla bir aslan gibi gözükür ve “iki aslan tanrı” olarak bilinirler. Nadiren de aslan vücutlu ve insan kafalı şekilde resmedilmiştir.

Bir mitte Shu ve Tefnut, Nun’un sularını kontrol etmeye çıkarlar. Ra onları çok özlemiştir sonra onlar kaybolmuşlar ve Ra’nın Gözü onları bulmuştur. Onlar dönünce Ra ağlamış ve gözyaşından ilk insanı yaratmıştır. Diğer mitolojide Ra’nın Gözü Nubya’ya gider. Thot ve Shu babalarını korumak için onla giderler. Çünkü Ra’yı geri dönmeye ikna edemezler. Dönmeye ikna edildiğinde Shu, Tefnut ile evlenmişti. Çünkü o avcı tanrı Anuhur’la yakından ilişkiliydi.

Shu aynı zamanda oldukça belirsiz Meroitic tanrı olarak da tanımlanmıştır. Böylece ona “Ari-hes-nefer” adı verilmişti. Bu şekilde aslan formundaydı. Mısırlı ve Nubyalı krallar onu sıklıkla Shu gibi tasvir etmişlerdir.

Özellikle Shu’ya adanmış herhangi bir tapınak ve kayıt yoktur fakat tüm Mısır’da ona saygı ve hürmet duymuştur. Dendera’da “Shu’nun Evi – shw-w-ntr” olarak bilinen bir bölge vardır. Ayrıca Djeba dediğimiz bölgede “Shu’nun Mevkii” adı altında bilinen bir yer vardır. Iunu da Dokuzlu Tanrı Grubu’yla bağlantılı olarak ibadet edilmiştir. Onun ana mabedi Nay-ta-Hut (şimdiki ismiyle el-Yahudiya)’tadır. O ve karısı Tefnut’a burada onlar aslan şeklindeyken ibadet edilmiştir. Yunanlılar bu şehrin adını Leontopolis olarak değiştirmişlerdi. yerel yaratılış mitinde onlar ilk aslan yavrularından bir çift aldılar ve büyüttüler. Bu iki aslan doğu ve batı sınırını korudular. Bunlar Shu ve Tefnut olarak bilinir. Bu şekilde Shu ve Tefnut sahipleri uyurken onun başında onu korudular.

Akhenaten zamanındaki Aten kültünde, Shu ve Tefnut görünüşte tek tanrılı firavunla beraber popüler oldu. Firavun ve karısı Nefertiti, Shu ve Tefnut’u kişiselleştirerek ve onlara ilahlık vererek vurguladılar. Aten gibi güneş diskiyle temsil edildiler.