KHEPRI

Bokböceği şeklinde Güneş Tanrısı

 

Kheper’in kelime anlamı “bok böceği”dir. Yeniden doğuş ve yaşamla ilişkilendirilmiştir. Tam kelime anlamı “O meydana geliyor” demektir. Atum’a benzemektedir. O da Atum gibi kendi kendini yaratmıştır. Bokböceği, gizli ve güvenli bir yerde gübrelerini bir topun içine bırakır. Bu içerideki maddeyi Mısırlılar yeni bir hayat olarak gördüler. Böylece o yaratılışın tanrısı oldu.

İlk dönem Mısırlılarda böcek, ölüm zamanı ruhun yükselişi olarak tasvir edilmişti. Yeniden doğmuş, tam formuna ulaşmış ve yolculuğa hazırdı. Ölümden sonraki yaşamda yaşamak için uygun kararlar almalıydı. Yeni Krallık zamanında (MÖ 1539-1070) papirüslerdeki mezar metinlerinde yaşamın zaferinin sembolü olarak scaraboid formda tasvirler bulunmuştur.

Benzer şekilde Khepri’ye bokböceği şeklinde inanılmaktadır. Bokböceği nasıl önünde yuvarlak yaparak ilerletirse güneşin de gökyüzünden dev bir top şeklinde yuvarlanması veya doğu ufkundan yeraltına doğru yuvarlanması şekillerine benzetmişlerdi. Her sabah Khepri güneşi yeniden çıkarır ve bütün dünyaya hayat verirdi. Dirilişin kutsal tanrısı gibi olan Khepri’yi annesi Nut’un yuttuğuna inanırlardı. Her akşam ve her sabah yeniden doğmak için onun bedenine geçerdi. Bu sebeple Ra ve Atum’la da yakından ilişkisi vardır. Son dönem cenaze metinlerinde Khepri (bokböceği), Atum (koç) koç başlı bir bokböceği şeklinde tasvir edilmiştir. Yaşam ve ölüm döngüsünün yüce bir tasviri olarak benimsenmiştir.

Güneş tanrısı Ra’nın çoğu resimlerinde de bokböceğini görürüz. Mısırlılar güneşin paralel olarak gökyüzünde gezindiğini düşünürlerdi. Onlar bunlardan küçük böceklerin çıktığını düşündüler. Böylelikle bokböceklerinin de güneş gibi kendi kendilerini yarattıklarına inanırlardı. Heliopolis, Khepra inancının kült merkezi oldu. Khepra’nın kelime anlamı”bokböceği”dir ve sürekli – sonsuz yaşamı anlatmaktadır. Tanrılar bokböceği şeklinde görülürler ya da insan kafası yerine bokböceği şeklinde bir kafa ile de görülmekteydi.

Eski Krallık piramitlerinde Khepri için yazılı bir kanıt çıkmıştır. Güneş, Khepri’nin varlığına işaret için doğmaktaydı. Güneş tanrısı papazları farklı şekillerde kombine olarak göstermişlerdir. Atum-Khepri, Heliopolis’te Benu konağındaki bir höyükte ortaya çıkarılmıştır. Gece saatleri boyunca güneş tanrısının yolculuğu mitine bakıldı. Mitte Khepri’nin dediğine göre, gökyüzü tanrısı Nut’un bedenine girer ve güzelliğini arttırırdı. Dünyanın ise Khepri’nin tükürüğünden yapıldığı inancı vardır. Khepri’nin Orta Krallık zamanı tasvirlerinde bokböceği oval şekilde ve üç boyutlu olarak resmedilmiştir. Bu bokböcekleri güneş tanrısıyla olan bağlılığını ifade eder.

Bokböceği bir halkanın üstünde ya da bir kolyenin veya bileziğin bir parçası da olabilirdi. Tutankamun’un mezarında altından lapis taşına benzer yarı değerli taşlarda bokböceği örnekleri görürüz. Genç krallardan birinin göğüs zırhı güneşin hakimiyetini vurgular. Bir tılsımda da, Khepri’nin önemli bir bokböceği tasviri vardır. Bu aynı Hristiyan haçına benzemektedir. Süslü bokböcekleri, kalpli bokböcekleri, kanatlı bokböcekleri, evlilik için bokböcekleri, aslan avı için bokböcekleri gibi değişik tılsımları da kullanılmaktaydı.

Bir cenaze töreni papirüsünde Khepri, tanrı Nun tarafından bir tekneye kaldırılırken gösterilmiştir. Bazı tasvirlerde ise Khepri, koç başlı bokböceği şeklinde güneş tanrısıyla birlikte resmedilmiştir. Tuna el-Gebel’de MÖ 4.yy’a ait Petosiris’in mezarındaki iç odanın bir duvarında, Osiris tacı atef’i giymiş, boyalı mavi lapis taşı renginde oyulmuştur.